Yine karıştım. Birden çorba oluverdi yine zihnim. Anladım artık karar vermek istemiyorum. Oysa gün kararla başlıyor ve öyle devam ediyor.
Karar vermek çok önemli ve vazgeçilmezi yaşamın. Karar vermek yoruyor beni ama artık… Zorluyor. Yorgunluktan mıdır bilemem ama… Zorluyor çok…
Kafa karışıklığı bir hastalık mı? Eğer hastalıksa, bende ondan var şimdi. Hem de ileri derecede hastayım, duyurulur. Hastalığım gün be gün depreşiyor. Kötüleşiyorum haberiniz olsun.
Hayat bu… Hep bir şeyler olur. Reaksiyonlar zinciri aslında. Bir uyaran geliyor ve biz buna bir tepki veriyoruz: BOM!
Bu tepkiyi hızlandıran ve yavaşlatan bir şeyler elbette var hep. Ancak tepki veriliyor er ya da geç. Her tepki de bir iz bırakıyor. Hem bizde, hem diğer tarafta, hem de dünyada. Bir tahtaya çakılan çiviler gibi… Çıkaralım yerinden çivileri, ama hala yerleri belli.
Tepki vermeden durulur mu? Kan basıncı yükselmeden kalabilir mi? Gözler kaçırılmadan, sabit durabilir mi? Ter boşanmadan, öyle serin kalınabilir mi? Ya da söz ağızdan çıkmamayı tercih edebilir mi? Susulabilir mi öylece? Sessizce…