Birlikte çekilmiş hiç resmimiz yok bizim, aklımdaki kareleri saymazsak. Sanki hiç yaşamadık, sanki hiç yaşanmadık!
Oysa daha dün gibi şu sahilde köfte yiyişimiz. Kayalıklardan bakıp denize, martıları seyreden sanki biz değiliz. Zaman bile ölüyor demek ki!
Bir kitabın önsözü gibiyiz; anlatıyoruz, yaşayamıyoruz! Çevirecek sayfası kalmadı herhalde bu aşkın; yoksa havada uçuşan şu sözcükler, konacak bir cümle bulurlardı kendilerine.
Birbirimizden ayrılırsak sorun olmaz da, ya kalplerimiz ayrılmışsa? Ya bir daha aynı anda düşünüp, elimiz telefona gitmezse? “Şimdi seni düşünüyordum” diyemezsek!
Bir ömrü beraber geçiremeyebiliriz. İki yabancı, kolay mı? Sevgili olmamak umurumda değil ama bir gün isimlerimizi unutursak diye korkuyorum. Unutulmak, yaşayamamaktan daha acı geliyor.
Ne yalan söyleyeyim, seni çok özlüyorum. Gerçi yanımda olsan hasretim biter mi, ondan da emin değilim.
Birlikte yaşamak, bir evi paylaşmak değildir. Birleştirip ruhları, dengeyi tutturabilmektir. Farklı bulutlara bakıp, aynı gökyüzünü görebilmektir. Ötekisi birlikte yaşlanmak!
Bir yanıma iyi geliyorsun ama o yanım neresi bilmiyorum. Gözümün, sözümün, kalbimin ötesinde bir durağım var benim. Kimselerin önünden geçmediği, belki yerini bile bilmediği. Sanırım sen arada sırada oraya uğruyorsun.
Ne zaman seni ansam, hınzır bir tebessüm yerleşiyor dudaklarıma. Hasretinden bedenim kavrulurken, sanki o gülümsemeyle geri geliyorsun.
Yokluğuna alışmak kolay, bir yolu bulunuyor sessizliğin. Kalsaydın, diğerlerine benzerdik. Belki de iyi oldu gittiğin. Benim derdim başka! Korkuyorum, ya bir daha hatırlayamazsam yüzünü çünkü birlikte çekilmiş hiç resmimiz yok bizim!
Candan Ünal
Yüreğime hapsettim seni bu gece ve sabaha kadar yeniden yapılandırdım. artık sadece beni seviyor ve benim için yaşıyorsun. Keşkelerini ve geçmişini temizledim öncelikle. Kırgınlık, nefret, pişmanlık gibi ne kadar kötü duygu varsa arındırdım ve blacklist’e ekledim olaki ilerde birileri aşılamaya çalışırsa virüs algılayıp bulaşmadan silebilesin diye. Ardından aşk, sevgi, mutluluk ve umut gibi ne kadar güzel duygu varsa onlarla oluşturdum beynini sil baştan. Artık hep mutlu olacaksın çunki mutsuzluğuda sildim. Dünyanın en güzel bedenini çizdim ve biraz boyut vererek içine yerleştirdim seni. Artık görenler güzelliğine aşık olacaklar ama bilmeyecekler ki sen sadece beni sevebileceksin. Evet sen istersen git veya kal artık. Ben Seni Yüreğime Hapsettim….!
Bir anlamı olmalı mutlaka gidislerin. Veya dönüşleri olmamalı artık. tek taraflı almalısın biletini. Bir elveda bile dememelisin mesela. Son bir bakış atıp parçalamamalısın yürekleri. Geliyorsan şayet unutabilmelisin gitmek kelimesinde ki o yalnızlık anlamını. Bir anlamı olmalı sadece gidislerin değil kalabilmelerinde. Dostum olmalı canım olmalısın veya en büyük düşmanım. Birsıfatın olmalı. Kolayca anlatabilmeliyim seni diğerlerine. Tanımın ne kadar kolay olsa bile varlığın çok zor olmalı. Ya sonuna kadar mutluluğu hissettirebilmelisin ya da ölene kadar çektirebilmelisin acı kavramını. Birde rengin olmalı mesela bordo mavi kırmızı veya sarı. Gökkuşağını tamamlerken en az onun kadar huzur verebilmeli veya altındaki sandığa ulaşamamış bir paragözün ızdırabını yaşatabilmelisin. Gelirken veya giderken değil sadece varken anlamın olmalı ve ikisinde de farklı duygular yaratabilmelisin. Bir kış günü sıcak bir yatak olabilmeli. Ağlarken ben gözyaşı gülerken tebessüm. Olmalı veya olmamalı. Gitmeli veya kalmalı.
Dönüp bir bakmak lazım ne ister insan..
İş / Kariyer / Sağlam bir gelecek mi? Hayır sanmıyorum çunki ucu bucağı olmayan ve insan bir noktaya geldikten sonra; herşeyin kariyer ve para olmadığını bundan çok daha önemli şeyler olduğunun farkına varır.. İlla ki bir kariyer ister ama hayattan istediği şey değildir kariyer aslında…
Aşk / Aile / Eş mi? Hemm aslında bakarsak mantıklı gibi? Ama dünya denilen o yuvarlakımsı dairenin şartlarında aile kurmak ve kurulan ailede huzuru sağlamak oldukça zor olduğuna göre insan mutlaka bir Aşk / Aile ve Eş ister ama aslında hayattan istediği tam olarak buda değildir…
Özgürlük / Bağımsızlık ve Rahat hareket edebilmek midir? Hayır bunun olmadığına kesinlikle inanırım.. Her insanın doğasında vardır özgürlük ama oldukça sıkıcı birşeydir aslında ne kadar özgürseniz o kadar sıkılırsınız.. Sıkıldıkça özgür olmak istersiniz? Özgür oldukça yapacak birşey bulamazsınız.. Yapacak şeyler çoktan tükenmiştir bile..
Eğlenmek / Mutlu Olmak ve Her zaman gülmek mi? Ah hayır bunu da sanmıyorum? Dur itiraz etme hemen neden? Her gün akşam pilav yemek gibidir sürekli mutlu olmak da.. Her an her zaman her gun gülersen mutlu olur veya eğlenirsen artık mutlu olduğun seyler de mutlu etmez daha büyüklerini istersin.. Ama yukarıda ki maddeleri reddettiğimiz için daha buyuklerine ulaşmak sadece hayallerdedir ve mutluluğa alışkın bir insanı hayaller mutlu edemez…
Peki ne ister insan gerçekten? Sen ne istersin?
Uzun zamandır şöyle bir dönüp bakmadım kendime.. Nerdeyim nasılım kimleyim ne alemdeyim.. Çok sağlıklı geçmeyen okulun (Safiye Çıkrıkçıoğlu Meslek yüksek okulu – Organik tarım); ilk döneminde hem okul ile hem de hayat ile olan bazı görüşlerimde oldukça büyük değişiklik yaptım.. Gibi; işi bırakmak; gibi yer sağlayılığından vazgeçmek; gibi yanlızca web tasarım ile uğraşmak.. Şimdi ne haldeyim. Çok sağlıklı geçmeyen okulun (Safiye Çıkrıkçıoğlu Meslek yüksek okulu – Organik tarım); ikinci dönemine hızlı bir giriş yaptım bugün yorgunluktan sabah derslerini kaçırmış da olsam dersleri takip etmeye çalışıyorum en azından . Gerçi hoş hala anlamadım o okul bitince ne işime yarayacak ama işkenceli de olsa bu bitsin istiyorum. Ondandır sanırım bu sene sınava girmekten bile vazgeçtim.. Saçma bir anlamsızlık ve boşluk içinde anlmaya çalışıyorum kim nerede ne yapıyor ve ben onları nereden nasıl izliyorum.. Onlar izlerken d ben neler yapıyorum.. Okul deyince(Safiye Çıkrıkçıoğlu Meslek yüksek okulu – Organik tarım); bu dönem derslerin oldukça üst üste bindiğini ve neredeyse tum hafta ders çalış gibi sıkıcı bir dönem oldugunu biliyorum ve bu durumdan nefret ediyorum…
Ah tam bu yazıyı yazarken facebook’da güzel bir şiir eşlik etti bana onu da paylaşmak istedim sizlerle…
Can yücel – Hayat ve Ben